Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
info |

oldukça sıradan

ne denir, bilirsiniz işte.. uzun zaman boş kalan insanlar kendilerinemutlak bir meşgale arar..

4 tane "sahte" etiketli yazı bulundu "sahte" tagli diger ogeler resimler , videolar

suyun gölgesindeki, gölgenin suyu kirli midir?

yes-grannys-shadow Pek yaman susuzluk günlerinin ardından, suya kavuşmanın coşkusuyla, herkes üst-baş yıkamakta, balkonlar rengarenk çamaşırlardan geçilmemekte. mahalle panayır yerine döndü.


gel gör ki bu kargaşada, benim balkonumdaki çamaşır ipleri bir hayli boş kaldı. uzunca bir süre ne yıkamam gerektiğini düşünüp durdum. lakin suların gelmesinden önce gözüme kirli gözüken tüm çamaşırlar, şimdi temizlenmiş gibi sırıtarak bakıyor suratıma. öte yandan uyduruk çamaşırlar için suyu harcamaya da kıyamıyorum.

.

.


uzunca bir düşünmenin ardından bugün ne yıkayacağıma karar verdim.karar vermekle de kalmayıp, yıkayıp bir güzel balkonuma astım. tamam çok temizlenmemiş olduğunu kabul ediyorum, ama kimbilir belki yeni bir başlangıç olur onun için de..


&&&


ne de olsa peşim sıra gezmekten, bir hayli kirlenmişti gölgem..

Bugün ilk kez ne istediğimi bilemedim..

Bugün ilk kez istemeden doğru bir şey yaptım..

 

Önce kasedeki çorba titredi. Sonra elimi karabibere uzattım, yetişemedim. Ve derken tuzluk masanın öbür ucuna kaçtı. Ve şimdi de salata kaşlarını çattı. “Neler oluyor burada?” dedim. Hiç biri cevap vermedi.

 

İştahım kaçtı. Masanın başından kalkıp, odadaki kanepeye uzandım. Ama başımın altındaki yastık; bir hamlede kendini kurtarıp, yere atladı. Doğruldum. Kumandaya uzandım ama o da bana somurttu. Televizyon elini kolunu bağladı, açılmamakta ısrar etti.

 

“sizinle mi uğraşıcam” dedim, kendimi dışarı attım. Ama bu kez de adımlarım inat etti; gitmek istediğimin aksi yönde zorladılar, beni. son bir kuvvetle ileri adım attım. Yine olmadı. Yollar da düşman olmuş bana; kıvrılıp geri döndürdüler.

 

Yorgun düştüm, boyun eğdim yollara.. “peki, nereye istiyorsanız gidelim, bakalım!” dedim. Ve dosdoğru senin kapına getirdiler, beni. “hayır!” dedim. Ama geri de dönemedim. Son olarak sağ elim boyun eğmedi bana.. yukarı kalktı ve doğruca kapının zilini çaldı. “istemiyorum, yeter!” diye bağırdım. O sırada kapıyı açtın, ve;

 

-         hoş geldin! Girsene içeri.. bende seni bekliyordum, dedin.

-         Beni mi?

-         Hıhı, geleceğini biliyordum.. dedin

 

Oysa ben geleceğimi bilmiyordum.

 

&&&

 

Bugün ilk kez istemeden doğru bir şey yaptım.

  

Bugün ilk kez isteyerek yanlış bir şey yaptım..

Evin aynıydı.. tüm eşyalar aynıydı. Hiçbirini değiştirmemiştin. Hiç yabancılık çekmedim.. doğruca gidip o hep oturduğum koltuğa oturdum. Ve sen de geçip karşıma kuruldun, eskisi gibi.. anlattın var gücünle, dinledim var gücümle.. sözlerin aynıydı, gözlerin aynıydı. Ve dahası kalbin aynıydı.. sarıp sarmalandım bir an senle..

 

Ama karalıydım gidecektim.. başta koltuk izin vermedi kalkmama. Ama kurtuldum ondan.. ve kapının dışında buldum kendimi isteyerek..

 

&&&

 

Bugün ilk kez isteyerek bir yanlış yaptım..

 

Bugün ilk kez ne istediğimi bilemedim..

 

Kalabalık sokaklar, ben ilerledikçe boşaldı, bugün..amaçsızca yürümek istemedim, bugün.. ama bulamadım evimin yolunu yada evinin yolunu..

 

Ne pişman olabildim  ne de gururlu..

Kendimden ayrılıp, kendime gitmiştim birkaç tiktak önce ve peşi sıra ayrılmıştım kendimden yine.. hem de söverek bu kez..kendim  bu kadarını kaldıramazdım, tahammül edemezdi bunca kötü söze.. bir daha aklına her estiğinde dönmesin diye; kilitledim kapıları  kendimin ardından. Hiç niyetim yok; kendimin  kendimi yeniden üzmesine, izin vermeye..

 

Kendimi kalabalık sokaklara bıraktım şimdi ve nihayet kendi yalnızlığımla baş başayım..

 

&&&

 

Bugün ilk kez ne istediğimi bilemedim..

sahte hep benle..

askneyime_0 sığındığım kuytularda akşam oldu yine. karanlıklar çöktü üzerime.bir koyu dalga göründü, üzerime geliyor. " bu kez olmaz, bu kez gelme" diyorum dinlemiyor beni.. istemiyorum hüzünlere dalmak, istemiyorum yakarışlar, pişmanlıklar..

az biraz parıltı görmüştüm yüreğimde, çıkacak oldum efkar mezarımdan, doğrulmamla yığıldım yine.. yine dalga dalga geldi kasvet..boğdu beni isyanlara.. kuralları değiştirmiştim oysa; sahteleri gerçek, yalanları dogru, çirkinleri güzel yapmıştım.mükemmel bir oyna hazırlarken ben kendimi, başka hazırlılara tanık oldum.. ne acı..

" gercek olanı hak etmiyorsun" çınlıyor kulaklarımda.. yine " sahte" yine "çirkin"...

o küçük ayna..

annemin önüne bagdaş kurup otururdum. o da elinde saç fırçası, hafif hafif dokunurdu saçlarıma.. ilk o yıllarda tanışmıştım onunla. annemin bana küçük bir hediyesiydi. onu; önce uzaktan kendime dogru tutar, sonra yavaş yavaş yakınlaştırırdım. yüzümü şekilden şekle sokardım. sırıtırdım, kızardım.. çeşit çeşit bakışlar fırlatırdım.annemin saçımı tarayışını izlerdim bir yandan da.. ah ne keyif verici bir şeydi  o yıllarda aynaya bakmak..

derken biraz büyüdüm. yüzümün çillendiği, sivilcelendiği zamanlarda olacak; nefret eder oldum ondan. her baktığımda sanki biraz daha çirkin gösteriyordu, beni bana.. kaç kere fırlattım o küçük aynayı.. ama en az benim kadar inatçıydı, kırılmadı. birkez olsun çatlamadı bile..

birkaç zaman daha sonra ilk "seni seviyorum" u duydum, sevdiğim birinden. ve peşinden birkaç güzel cümle daha.. o gün  o küçük aynaya kaç kez baktım kimbilir. kendini beğenmenin ötesinde birşeydi bu. hiç olmadığım kadar güzel gösteriyordu beni. yeniden sevmeye başladım onu.. eskisi gibi keyif verici oldu aynaya bakmak.. dost olduk yeniden..

"öldü" dediler, en sevdiğim için.. "yalan" dedim, ama gerçekti. aylarca kendime gelemedim. ne kadar zaman sonra yine karşılaştık o küçük aynayla.. istemdışı baktım bir kez kendime.. nefret ettim. vaktiyle söylemediklerim, söyleyemediklerim bugün içime oturmuştu. ve şimdi "pişmanlık" olarak suratıma yansıyordu. hiç yakışmamıştı yüzüme bu ifade.. ve yeniden bir köşeye fırlattım hiçbir suçu olmayan o küçük aynayı..
.
.
.

kimbilir kaç kez fırlattım onu daha ve kimbilir kaç kez geri aldım.. bugün sabah elli yedi  yaşında çok şeyler  kazanmış ve çok şeyler kaybetmiş biri olarak; bir kez daha baktım o küçük aynaya.. annemin hatırasına..

çok vakit almıştı ama öğrenmiştim "yaşamımı kendimin belirlediğini, görüntümün kendi elimde olduğunu.." .
tam artık "küsmelere paydos "demiştim ki; ihtiyarlık işte ayna elimden düşüverdi ve kırıldı. önce çok üzüldüm ama şimdi anladım ki; kırıldı çünkü artık bana öğretebilecegi birşey kalmamıştı..

&&&

aynanın bize taşıdığından çok daha fazla boyutludur gerçekler. bize yansıttığı görüntüyü belirlemek ise; yine bizim elimizdedir